Kategori Orhan Veli Kanık Şiirleri
Zeval Örtüldü hafızanın örtüsü Tasalarımın bittiği yerde. Yükseliyor şimdi perde perde «Geri gelen saadet» türküsü. Devri tamam oldu pervanenin Gökten bir beklediğim kalmadı. Tükendi artık içimde tadı Yıldızlı küreler düşünmenin. Ne çıkar...
Hasretimin yıllardanberi bel bağladığı., İşte odur düşüncelerimin başucunda. O, göğsünün taşkın hareketi avucunda Gözlerinde rüyaların gülüp ağladığı. Kendi bahçesidir onu içinde gördüğüm. Yollar yine her günkü gibi yaz uykusunda Ve yaban çiçeklerinin buruk...
DALGA I Mesut sanmak için kendimi Ne kâğıt isterim, ne kalem; Parmaklarımda cıgaram, Dalar giderim mavisinden içeri Karşımda duran resmin. Giderim, deniz çeker; Deniz çeker, dünya tutar İçkiye benzer bir şey mi var...
Küçüktüm, küçücüktüm, Oltayı attım denize; Bir üşüşüverdi balıklar, Denizi gördüm. Bir uçurtma yaptım, telli duvaklı; Kuyruğu ebemkuşağı renginde; Bir salıverdim gökyüzüne; Gökyüzünü gördüm. Büyüdüm, işsiz kaldım, aç kaldım; Para kazanmak gerekti; Girdim...
DENİZ KIZI Denizden yeni mi çıkmıştı, neydi; Saçları, dudakları, Deniz koktu sabaha kadar; Yükselip alçalan göğsü deniz gibiydi. Yoksuldu, biliyorum —Ama boyuna da yoksulluk sözü edilmez ya— Kulağımın dibinde, yavaş yavaş, Aşk türküleri...
Her şey birdenbire oldu. Birdenbire vurdu gün ışığıyere, Gökyüzü birdenbire oldu; Mavi birdenbire. Her şey birdenbire oldu; Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan; Filiz birdenbire oldu. tomurcuk birdenbire. Yemiş birdenbire oldu. Birdenbire, Birdenbire; Her şey...
Uyuşamayız, yollarımız ayrı; Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi; Senin yiyeceğin, kalaylı kapta; Benimki aslan ağzında; Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik. Ama seninki de kolay değil, kardeşim; Kolay değil hani, Böyle kuyruk sallamak...
Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin, Sandık odalarında; Senin de dükkânın öyle kokar işte. Ablamı tanımazsın, Hürriyette gelin olacaktı, yaşasaydı; Bu teller onun telleri. Bu duvak onun duvağı işte. Ya bu camlardaki kadınlar? Bu mavi...
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; Önce hafiften bir rüzgâr esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları; İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden,...
Gün olur, alır başımı giderim, Denizden yeni çıkmış ağlann kokusunda Şu ada senin, bu ada benim, Yelkovan kuşlarının peşi sıra Dünyalar vardır, düşünemezsiniz; Çiçekler gürültüyle açar; Gürültüyle çıkar duman topraktan. Hele martılar, hele martılar,...