Gelin Oldum Karabel’in Eline Türküsü’nün Hikayesi
Karabel, Arguvan’ın Şotik köyüne komşu, Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı küçük bir yerleşim yeri… Yıllar öncesinden, yaklaşık 70–80 yıl geriye uzanan hüzünlü bir hikâye anlatılır burada.
Yoksul bir ailenin henüz on iki yaşında bir oğulları vardır. Ev işleri bir hayli ağırdır; yaşlı ananın kendisine destek olacak birine ihtiyacı vardır. Çareyi, yakındaki köyden akrabalarının kızını oğullarına gelin almakta bulurlar. Ne var ki oğlan hâlâ çocuk… Evin gelini olduğundan habersiz, oyun peşinde koşmaktadır.
Köylülerin diline düşerler. Kimisi gelinle alay eder: “Sen mi çocuğun kocasısın, yoksa çocuk mu senin kocan?” Kimisi de oğlana takılır: “Küçücük boyunla kocamısın şimdi?”
Bu sözler en çok genç gelinin içini acıtır. Sessizdir; derdini kimseye söyleyemez. Her şeyi, kader diye içine gömer. Ama içindeki sızı büyür, büyür… Sonunda yaylada, yalnızlığın ortasında yüreği dile gelir; acısını türküye döker.
Gelin kızın gönlünden kopup gelen bu türkü, Arapgir’de berberlik yapan Mustafa’nın sesinde yankılanarak köylerden şehirlere ulaşır. Ve böylece bu hüzünlü hikâye, Karabel’in taşlarından çıkıp bütün yöreye yayılır.
Gelin Oldun Garabelin Eline
Yedi Bayram Gına Yakma Eline
Gurban Olam Senin Gibi Geline
Yayladan Gel Kömür Gözlüm Yayladan
Senin Baban Karşı Köyün Hocası
Çok Peşime Düştü Genci Kocası
Bana Derler Şu Kötünün Kocası
Yayladan Gel Kömür Gözlüm Yayladan
Ne Kadar Methetsem O Kadar Güzel
Top Bürür Saçını Gözünü Sürür
Muskalar Yazdıram Değmesin Nazar
Yayladan Gel Kömür Gözlüm Yayladan
(Yöresi: Malatya; kaynak kişiler: Ali Seydi Adıgüzel, Kerem Altıner, Muharrem Temiz; derleyen: Hüseyin ŞAHİN, Süleyman ÖZEROL, Mustafa GÜRER)







